DGS - Dikey Geçiş Sınavı - İntibak - MYO
Google
 

Geri Git   DGS - Dikey Geçiş Sınavı - İntibak - MYO > Eğitim Ve Kariyer > Rehberlik ve Eğitim Haberleri
Anasayfa Kayıt Konuları Okundu İşaretle

Rehberlik ve Eğitim Haberleri Nasıl ders çalışmalıyız,ders çalışma teknikleri,Türkiye ve dünyadan eğitim haberleri burada.

Yanıtla
 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 13-02-06, 14:08   #1
Hemen Dönecek?!!
 
Jean Dark kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 19-06-05
Konum: istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 3,206
İtibar Gücü: 62 Jean Dark daha yeniJean Dark daha yeniJean Dark daha yeniJean Dark daha yeni
Psikolojik ve Stratejik Destek & Rehberlik..:)

stres,hız,anlama,dikkat dağınıklığı,heyecan...vs gibi sorunlarınızı birlikte aşalım ben ve diğer arkadaşlarım elimizden geldiğince yardım edelim..deneyimler ve gözlemlerimizi sizinle paylaşabiliriz.bu tür konularda yardım isteyenler buraya yazabilir...herşeyin önce psikolojide bittiğini iyi biliyoruz..bu yüzden yardıma hazırız..elimizden ne gelirse...
__________________


http://antirutinisler.blogcu.com/

Hep Destek TAM Destek..!!
Jean Dark Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
dikeygecis.org Reklam
Eski 16-03-06, 19:58   #2
Hemen Dönecek?!!
 
Jean Dark kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 19-06-05
Konum: istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 3,206
İtibar Gücü: 62 Jean Dark daha yeniJean Dark daha yeniJean Dark daha yeniJean Dark daha yeni
psikolojik destek isteyen yok sanırım hehe yardım için herzaman burdayım bir arkadaşımız bunları yollamış buraya aldım mesajını

teşekkürler krx88
Alıntı:
Rehberlİk

--------------------------------------------------------------------------------

10 ŞEY İÇİN ZAMAN AYIR..
ÇALIŞMAK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, başarının bedelidir.
DÜŞÜNMEK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, kudret ve kuvvetin kaynağıdır.
EĞLENMEK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, genç kalmanın sırrıdır.
OKUMAK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, bilginin temelidir.
İBADET İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, yücelmenin yoludur.
BAŞKALARINA YARDIM VE ARKADAŞLARDAN HOŞLANMAK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, mutluluğun kaynağıdır.
SEVMEK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, hayatın kutsallıklarından biridir.
HAYAL KURMAK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, ruhu yıldızlara eriştirir.
GÜLMEK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, hayatın yükünü hafifleten bir boşanıştır.
PLAN YAPMAK İÇİN ZAMAN AYIR. Bu, ilk dokuz şeyi yapabilmek için gereken zamana sahip olmanın sırrıdır.

6 ADIMDA BELLEĞİNİZİ GÜÇLENDİRİN !
Netleştirin; Öğrenmek ve ezberlemek istediğiniz şeyi tam olarak anlayın,
Motive Edin; Yeni bilgiler öğrenmeyi hatırlamayı ve yoğunlaşmayı amaçlayın; güçlü , gerçekçi bir amaç gerçekleştirin, hatırlanacak şeyleri açıkça seçin,

Kategorize Edin; Öğrenilecek bilgiyi ve amacı tanımlayın; kısa ve uzun süreli bellekte saklama arasında seçim yapın,
Düzenleyin; Bilgileri ana fikirleri ile ayrıntıların birbirleri ile bağlı olacağı şekilde gruplandırın; yeni bilgileri bildiğiniz konularla ilişkilendirin,
Planlayın, Malzemeye ve ihtiyaca uygun olan en iyi stratejiyi-tekniği seçin,
Gözden geçirin, beş duyuyu mümkün olduğu kadar birleştirerek bilgiyi tekrarlayın; bunu bir alışkanlık haline getirin,

BASARIYA DOGRU
• Basarinin önündeki en büyük engel, yilginlik ve kararsizliktir.
• Azimli ve kararli olmak, basarinin temel sartidir.

• Basarisizliktan ders almayi bilenler, basariya, her basarisizlikla biraz daha yaklasmis olurlar.
• Gençler! Mutluluk ve basariyi, hayat size vermez. Gayret ve çabanizla o mutluluk ve basariyi, hayattan sizin almaniz gerekir.
• Basarisizliklar, insanin moralini bozmamali, ümidini kirmamali. Bilakis, yeniden baslamak, tekrar çalismak ve hatalarini düzeltmek için taze bir zevk ve gayret vermeli,

• Insan bedenen yaslansa bile, imaniyla, ümitleriyle,sevk ve gayretleriyle genç ve dinç kalmaya devam edebilir.

• Basarili olmak için mutlaka üstün zekali, dahi yaratilisli olmak gerekmemektedir. Ama zamani iyi kullanmasini bilmek, bos vakitleri iyi degerlendirmek vazgeçilmez sarttir.

• Hiçbir zafere, çiçekli yollardan gidilmez. Basariya giden yolda, ter vardir, sikinti vardir,yorgunluk vardir,yüksek bir irade vardir.

• Çalismak bizi üç beladan kurtarir: Can sikintisi, kötü aliskanliklar ve yoksulluk.

• Hayatta sertlikle elde edilen hiçbir basari, kalici olmamistir. Ancak sevgi ve yumusaklikla saglanan basarilar, devam edebilmistir.

• Basarisizliklar güçlüleri yildirmaz; basari azmine daha da güç katar.

• Basari için israrla çalismak, sabirla beklemek gerekir. Ani gelen tesadüfi basarilar, sürekli ve kalici olmaz.

• Yönetimde basarili olmak istiyorsan, halkin islerini hayirli insanlara gördür. Is basina idareci olarak basarili ve becerikli kisileri getir.

• Dogru olan seyi gördügü halde yapmamak cesaretsizliktir

BAŞARININ 13 KURALI
Geçenlerde sevdiğim bir öğrenci yüksek lisans programından atıldı. Bu tür durumları engellemek için esnek bir program geliştirilmiş olduğundan, özellikle bizim programımızda bu, nispeten nadir görülür.
Ama bu durum, çok başarılı öğrencileri diğerlerinden ayıran şeyin tam olarak ne olduğunu düşünmeme neden oldu. Hepimiz, bazı öğrencilerin ve genç profesyonellerin çok başarılı olacaklarını, fakat onlar kadar parlak olan diğerlerinin o kadar başarılı olamayacaklarını fark ederiz. Bu neden böyle oluyor? Neleri farklı yapıyorlar?


Başlamadan önce, başarının göreceli ve çok boyutlu bir kavram olduğunu itiraf etmeliyim. Çoğumuz işkoliğiz ve başarıyı çok dar anlamıyla, arkadaş olarak başarılı, hayattan keyif almakta başarılı, kişisel gelişimde başarılı olarak tanımlıyoruz. Programdan atılan öğrencilerin, kendilerini başka alanlarda başarıya götürecek ilham perilerini dinlediklerinden gizli gizli şüpheleniyorum. Neyse, bu kısa yazının amacı, bilim eğitiminde başarılı olan öğrencilerin çalışma alışkanlıklarının ve genel olarak hedeflere yaklaşımlarının aktarılmasıyla sınırlıdır.


Düşüncelerimi, başarıya ilişkin “on üç kural” olarak berraklaştırmaya çalıştım. Bunların hiçbiri kesin değil: kişisel olarak ben, bu kuralların birini ya da daha fazlasını her gün ihlal ediyorum. Ama kurallara uyduğumda, uymadığım zamanlara nazaran, işlerin çok daha iyi gittiğini fark ettim. Aynı zamanda, öğrencilerin bu kurallardan ne kadar fazlasına uyarlarsa, başarılarının da o kadar arttığını fark ettim.


Kural 1. Sadece Sonucu Değil, Süreci de Önemseyin


Çok azımız birden bire başarılı olmuşuzdur. Çoğunlukla küçük parçalar tırtıklarız ve parçalar teker teker yerlerine yerleşirler. Becerilerin ve bilgilerin, beklenmedik şekillerde birleşmeleri gibi, küçük gibi görünen şeyler sonunda çok önemli olabilirler. Hangi davranışlarımızın, belirli bir zamanda kariyerimize ne gibi katkılar sağlayacağını yordamak mümkün değildir.


Bu, bir sorun yaratır. Eğer başarı, bir sonuç olarak çok önemliyse, genellikle bizi o başarıya ulaştıracak olan süreci önemsemeyiz. Mesela bir hocanın, “ilgisiz” bir entellektüel alanla ilgili ilginç bir konu ortaya attığını düşünelim. Eğer öğrenci, daha çok elde edeceği sonuca odaklanan bir öğrenciyse, entellektüel olarak kendini konuya kapatma eğiliminde olacağı için, bu konuda daha sonra önemli olabilecek bazı şeyleri öğrenme fırsatını kaçırmış olacaktır.


Başarılı öğrencilerde, bu gibi durumlara açık olmalarından ve genel olarak işi önemseme eğilimlerinin bir sonucu olarak, nitelikteki tutarlılıktan kaynaklanan bir zenginlik gözlenir. Başarılı profesyonellerin çoğu, alanla ilgili geniş bir yelpazedeki konuları önemserler ve görevin taşıdığı değeri vurgularlar. Her zaman sonuca doğru ilerlerler ama sürecin değerini unutmazlar.


Bunun için tercih ettiğim bir kelime var: Oyun. Bu kelimeyi, görevi önemsiz göstermek için kullanmıyorum. Bunu, davranışı sürdüren ve kalitesinin yüksek tutulmasını sağlayan sonuçların kaynağına işaret etmek için kullanıyorum. Bir gazete tartışma grubuna gitmenin, bir toplantıya katılmanın ya da araştırma yapmanın en geçerli nedeni, oyunu profesyonel olarak oynamaktır. “En iyi” yol budur, çünkü kalite sürecine bir oyuncu gibi katılım genellikle hemen mümkün olabilir.


Bu faaliyetlerin somut sonuçları (örneğin iş, para, prestij, övgü) elde edildiğinde, eğer elde edilirse, küçük, ince ve gecikmiş olabilir. Eğer faaliyetlerinizi sürdürmek için bu sonuçlara güvenecek olursanız, yaptıklarınızdan vazgeçmeniz işten bile değildir.


Jay Gould, kişinin entellektüel oyunu ciddiye almasının sonucunda ne olacağına ilişkin iyi bir örnektir. Evet, o bir paleontolojisttir. Ama aynı zamanda kendisi, psikoloji, beyzbol, mimari ve aydınlanma çağının insanlar için anlamıyla ilgili çok güzel yazılar da yazmıştır. Onun akademik oyundan çok keyif aldığı açıktır. Bütün oyunlarda olduğu gibi, kurallara uyar; yani delillerini bilir. Çalıştığım en iyi öğrenciler, sabah 3’e kadar bir yerel grup için hazırladıkları sunumu düzeltmeye çalışan ya da benzeri şeyler yapan insanlardı. Olayı genel olarak değerlendirirseniz, aslında yaptıkları iş çok da önemli değildi ama onlar, o görevin kendisini önemli görüyorlardı. Asıl önemli olan nokta, aynı özeni komik bir şiir yazarken de, bilim felsefesinin pek de önemli olmayan bir konusunu tartışırken de göstermeleridir. Stephen Jay Gould’un da böyle bir öğrenci olduğunu tahmin ediyorum.


Kural 2. Konuşun ve Yazın - Bunu Çokça Yapın


Bilim, sözel bir iştir. Başarılı bilim adamları konuşmalı, yazmalı, ikna etmeli ve tartışmalıdır. Profesyonel sözel davranışta beceri kazanmanın tek yolu onu uygulamaktır. Sınıfta konuşun. Sohbetlerde konuşun. Koridorlarda konuşun. Dinleyin ve cevap verin. Varsayımlarda bulunun ve düşünün.


Tartışın. Düşünceleri paylaşın. Eğer söyleyecek bir şeyiniz olduğunu düşünüyorsanız, söyleyin. Söyleyeceğinizin söylemeye değip değmeyeceğinden emin değilseniz bile söyleyin. Kronik korku dolu sessizlik, genç bir bilim adamının en kötü düşmanıdır ve bu, şaşırtıcı derecede yaygındır. Bölümümüze aldığımız olağan üstü parlak öğrencilerimizin en az yarısı sınıfta çok nadir konuşurlar ve bu, eğer devam ederse, feci şeylerin habercisidir.


Bazen düşünme sessizliğinin iyi birşey olduğu tabii ki doğrudur. Ne zaman dinlenmesi gerektiğini ve ne zaman konuşulması gerektiğini ayırdetmeniz gerekir. Ama doğrusu bir gevezeyi susturmak, bir dilsizi konuşturmaktan çok daha kolay olduğundan, ayırdetmeyi öğrenmeye, bu skalanın geveze ucundan başlanırsa daha kolay olacaktır.


Aynı şey yazıda da geçerlidir. Kolayca yazabilmek deneyimlerle gerçekleşir. Ama öğrencilerin çoğu bu “deneyimlerin” okumayı, düşünmeyi, taslak çıkarmayı ya da planlamayı içermesi gerektiğini düşünüyorlarmış gibi görünüyor. Onlar da önemli ama profesyonel yazına hakim olabilmek için yazmak gerekir. Kelimeleri kağıda geçirmeniz ve onları da başkalarına sunmanız gerekir.


Bunu yapmanın birçok yolu var. Mesela sınıf ödevi olarak birşey yazarken, onu yayınlayacakmışsınız gibi yazın ve sonra da yayınlamaya çalışın.


Kural 3. Kolaylıkla Evet Deyin ve Yapın


Kariyerinizin başındayken kendinizi değişik şeylere maruz bırakın. Repertuarınızı genişletin. Biri iyi bir projeden bahsedince “haydi yapalım” deyin. Eğer biri bir proje için sizden yardım isterse evet deyin. Sonra da yardım edin. Sizden beklenenden fazlasını yapın. Eğer sizden bir bilgisayar programı geliştirmeniz bekleniyorsa, bunu sonraki hafta yerine hemen ertesi gün hazırlayın ve programa değişik sesler de ekleyin. Eğer sizden laboratuvarı düzenlemeniz istendiyse, bunu ayrıntılı ve itinalı bir şekilde yapın.


Kural 4. Başkalarıyla Çalışın Ve Kolayca Paylaşın


Başkalarından çok şey öğrenebilirsiniz. Sizin ilerlemenize yardımcı olurlar ve size yeni şeyler öğretirler. Yani işbirliği yapın. Takımlar oluşturun. Bir ağ kurun. Talep ettiğinizden daha fazlasını verin.


İşbirliğini engelleyen şey, katacağınız hiç birşeyin olmadığını düşünmeniz ya da (daha kötüsü) başkasının sizden daha kazançlı olacağını düşünmenizdir. Başkasının daha kazançlı olması mümkündür ama bunun engellenmesinin hedeflenmesi işbirliğini öldürür. Yazar adlarının sıralanması konusunu zamanı gelince düşünün ve zamanı gelince de bu konuda rahat olun. Olaya geniş bir perspektiften bakacak olursanız, ikinci yazar yerine üçüncü yazar olmanız fazla birşey fark ettirmez.


Benzer bir şekilde, eğer başkaları sizin düşüncelerinizi kullanacak olursa, başkalarının size öğrettiklerinden faydalanabilirseniz, o düşünceyi ürettiğiniz gibi bir sürü başka düşünce de üretirsiniz.


Kural 5. Sözlerinizi Tutun


Bu en önemli kuraldır. Bu kural, başarılı öğrenciyi başarısız öğrenciden en iyi ayıran kuraldır; ama, kuralı uygulayana kadar değeri anlaşılmaz. Bu nedenle verdiğiniz sözü tutmanın mutlaka bir yolunu bulun. Bir program hazırlayın, ölüm-kalım meselesi yapın, büyükannenizin fidyesi olarak düşünün. Yapın. Tabii ki kimse her zaman verdiği sözü tutmaz. Tamam, o zaman, tutmadığınızda geri dönün ve kesinlikle tutun. Ben hemen hemen her gün bunu ihlal ediyorum ama yine de sözümü tutmak için bir savaş veriyorum.


Kural 6. Köpekler Bile Hiç Kendi Yataklarına İşemezler


Bir anlamda, başarının sonucu esas olarak sosyaldir: İnsanlar sizinle ve çalışmalarınızla ilgili olumlu şeyler düşünürler. Ama hepimiz başarısızlıktan korkarız. Öğrencilerin omuzlarında, bağımlılık ve bir dereceye kadar güç sahibi olmamayla karışık fazladan bir yük vardır. Alaycı olma, eleştirme, paranoya, dedikodu ve bunun gibi şeyler, bu korku ve yükle başa çıkmada berbat yollardır. Mesela öğrenciler, kendi aralarında programları veya hocaları ile ilgili şikayetçi olurlar. Ama birşeyler yapılabilecek ortamlarda bu şikayetlerini açıkça dile getirmezler. Hepiniz, işlerin kötü gittiği, kimsenin bu standartları karşılayamayacağı, hocaların da zaten ahmak oldukları gibi konularda hemfikir olduğu bir grup oluşturmaya başlarsınız (mesela burslu öğrenciler olarak). Sonuç şudur: (a) başarının sosyal faydalarından çok az yararlanılır (sözel olarak destekleyici bir grup) ama başarı görülmez, (b) daha büyük, sözel bilimsel grubun ve içinde yer aldığınız programın kontrolü azalır, (c) haklı olarak o programda kendinizi kötü hissedersiniz. İşe yaramayan şeylerin desteklendiği sosyal bir grup oluşturursunuz. Bu, iyi hissettirir ama hiç bir yere götürmez.


Bu sürecin bir çok öğrencinin eğitimini mahvettiğini gördüm. Bazen bir ya da iki yıl sonra olan bitenin farkına varıp kendilerini bundan çekerler, bazen de programı bırakırlar. En trajik olanlarsa, eğitimlerine isteksizce (ama gizli ve haklı bir öfke ile) devam edenler ve yıllar sonra fırsatları kaçırdıklarını fark edenlerdir. Çözüm sadece, bunu yapmayı reddetmek, başkaları sizi bunun içine çekmeye çalıştıklarında arkanızı dönüp gitmek ve kariyerinizle ilgili olarak sorumluluk almaktır. Sonuçta köpekler bile hiçbir zaman kendi yataklarına işemezler.


Kural 7. Kendi Gücünüzü Tanıyın Ve Ona Göre Davranın


Size inanılmaz birşey söyleyeyim: Çok farklı bir alana geçebilirsiniz. İyi iş çıkartmış olmak için abartılı miktarlarda paraya ve zekaya sahip olunması gereken alanlardan bahsetmiyoruz. Burada genç ve ulaşılabilir, herkesin değişiklikler yaratabileceği alanlardan bahsediyoruz. Gerçekten başarısız olan bir öğrenci ya bundan korkarak geri çekilecek (bkz. Kural 6) ya da ulaşılmaz hayaller peşinde koşacaktır. Başarılı öğrenci ise kendi gücünü tanır ve onu ortaya koymak için kararlı ve büyük bir çaba harcar.


Nelson Mandela, bir açılış konuşmasında benim çok sevdiğim bir noktaya parmak bastı:


En derin korkumuz, yetersiz olmamız değildir. En derin korkumuz, ölçülemeyecek kadar güçlü olmamızdır. Bizi en çok korkutan şey karanlığımız değil, ışığımızdır. Kendimize “ben kim oluyorum da çok parlak, muhteşem, yetenekli, şaşırtıcı oluyorum?” diye sorarız. Aslında siz kimsiniz de bunların hiç biri DEĞİLSİNİZ? Siz, tanrının çocuklarısınız. Küçük işlerle oyalanmanız dünyanın bir işine yaramaz. Etrafınızdakiler güvensiz hissetmesin diye kendinizi çekmenin hiçbir zekice tarafı yok. Biz, tanrının içimizdeki pırıltısını açığa çıkarmak üzere dünyaya geldik. Bu pırıltı sadece bazılarımızda değil, her birimizde mevcuttur. Ve biz, ancak kendi ışığımızın parlamasına izin verdikçe, başkalarının da aynı şeyi yapmasına imkan sağlayabiliriz. Biz kendi korkularımızdan kurtulup özgürleştikçe, varlığımız başkalarını da özgürleştirir.


Kural 8. Kendi Sınırlarınızı Tanıyın ve Ona Göre Davranın


Bu gezegende ne kadar zamanınız olduğunu bilmiyorsunuz. Kaç yılınız olursa olsun, zaman, kesinlikle kısıtlı. Öğrencilerime, bu durumun araştırma alanında farkına varıp hem eğlenceli hem de önemli çalışmalar yapmalarını söylerim. Mesela bazen zayıf öğrenciler, sanki yaratabilecekleri en iyi şey oymuş gibi (bkz. Kural 7) ya da çok zamanları varmış gibi, başka birinin literatürde yapmış olduğu bir araştırmanın, ufak tefek değişikliklerle tekrarı olacak fikirlerle geliyorlar. Bu durumda öğrencilere şunu sorarım: Ölene kadar sadece iki ya da üç araştırma yapma şansınız var. Bunlardan birini bu araştırmayla harcamak ister misiniz? Başarılı öğrenciler, zamanlarını bir değişiklik yaratmak için kullanırlar.


Kural 9. Sizden Daha İyi Olanlarla Bir İletişim Ağı Oluşturun


Öğrencilerde, kendilerinden daha tecrübeli ve çok başarılı profesyonelleri, iki hatalı şekilde düşünme eğilimi vardır: Onları ya kusursuz ve ulaşılmaz ya da bir kenara atılması gereken dinozorlar olarak düşünürler. Genellikle başarısız öğrenciler ilk hataya, başarılı öğrencilerse ikinci hataya düşerler. Ama en çok işe yarayan bakış açısı, onları çabalayarak ve ter dökerek saygınlık kazanmış, birşeyler öğrenilebilecek insanlar olarak görmektir. Birkaç istisna dışında, tanınmış profesyonellerin hepsi sevilesi, çok çalışan ve zeki insanlardır. Bu, şaşırtıcı birşey değildir, çünkü eğer öyle olmasalardı, tanınmış olmazlardı. İnsanlar aptalların başarısız olmalarını sağlamaya çalışırlar ve aptal ya da tembel insanlar çok nadir olarak zamanın sınavından geçebilecek düşünceler üretebilirler. Başarılı öğrenciler, başarılı insanlar tanımak isterler; onlarla konuşmak, etkileşime girmek ve onları dinlemek isterler. Bir düşünce diyaloğuna girmek isterler. Başarısız öğrencilerse çok korkarlar, ilgilenmezler ya da sadece gösteriş yapmak isterler.


Alanın önde gelen isimlerini tanıyın. Konuşmalarını dinleyin. Kokteyl partilerinde onlarla konuşun. Onlara yazın. Eğer uygun olursa, kendi çalışmalarınızı onlara yollayın. Hoş, zeki ve çalışkan insanlar, kendilerinden birşeyler öğrenmek için en iyi insanlardır.


Bu ağ, düşünceleriniz için bir arena oluşturmanıza yardım edecektir. Başarılı öğrenciler, entellektüel bağlantılarını oyun oynamak için bir fırsat yaratma yönünde kullanma eğilimindedirler. Mesela henüz eğitimlerinin başında olan öğrenciler bile bir sempozyum düzenleyip buna katılabilirler. Eğer tanınmış kişilerin sizin sahnenizde oynamalarını sağlayabilirseniz bu, sizin konuşmanızı daha iyi bir hale getirecektir. Sonuçta yapmanız gereken tek şey iyi bir atış yaparak düşüncelerinizi başkaları ile paylaşmak üzere bir ağ kurmak.


Kural 10. Doğrularınızı Koruyun


Anonim söylemler bize, öğrencilerin okulda bir dönem kopya çektiklerini söylerler. Bu belki bir sınavdan geçebilmek içindi, belki de bir ödevden daha yüksek not alabilmek içindi. Şu anda eğitim gören öğrenciler, bilimin bu tür şeylerin üstünde olduğunu biliyorlar ama biz, onları kopya çekmeye yönelten, insanoğlunun gerçekleri ile ilgili çok az kafa yoruyoruz; bunun yerine olanları “ahlaklı” kılmaya çabalıyoruz. Bilimde sahtekarlık çok nadir olarak konu edildiği için öğrenciler, araştırmada sahtekarlık yapmanın aslında ne kadar sapkın bir eğilim olduğunu fark etmezler.


Özellikle başarılı olmak isteyen insanlar hatalı veri oluşturmak üzere değiştirmeler yapmak ya da sahtekarlıklar konusunda zan altındadırlar. O makaleyi yayınlatmak ya da şu ödülü kazanmak için uçlardaki birkaç veriyi atmak ya da veriler toplandıktan sonra önemli bir kriteri iptal etmek cazip gelir. Genellikle bunu açıklayabilirsiniz ama gri ödünlerin gölgesi, siyah ve beyaz sahtekarlığa yol açabilir. Bu şekillendirme işlemi nedeniyle çok başarılı kariyerlerin yok olduklarını gördüm.


Buna bir önlem olarak, sonuç yerine süreç üzerinde odaklanmak faydalıdır (Kural 1). Köşelerin törpülenmesine neden olabilecek içsel baskılara, özellikle sonuca odaklanmış olma durumuna dikkat edin. Mesela hiçbir zaman “x’i göstermek” için bir çalışma yapmayın. Eğer böyle bir ifade kullandığınızı fark ederseniz, hemen kendi kendinizi düzeltin. O ifadeyi “x’in öyle olup almadığını görmek” olarak düzeltebilirsiniz. Belli bir sonuca ulaşmak isteme ya da haklı çıkma isteği, sizin düşmanınızdır. Bulma isteği, sizin dostunuzdur.


Bir an için işin diğer bir önemli yanı olan bilim tüketicileri yerine öğrenci bilim adamlarına odaklanacak olursak, bilimsel sahtekarlığın en vahim sonucu aslında yok olan kariyerler değildir-sonuçta sahtekarların çoğu paçayı kurtaracaktır. Bunun bedeli şudur: Doğrularınızı azıcık bile çiğnerseniz, yaptığınız faaliyetin, sizin için daha zayıf bir içsel pekiştireç haline geldiğini görürsünüz: Her zaman bu böyle olmuştur. İş oyun olmaktan çıkar, diğer uçta birşeyler ifade etmeye başlar. Bu durumda, bilim artık eğlenceli değildir.


Kural 11. Mutluluğunuzu ve Huzurunuzu Koruyun ve Sürdürün


Başarılı öğrenciler kendilerine güvenirler. İlle de güvenli hissederler demek istemiyorum. Mutluluklarını takip ederler demek istiyorum: Kendilerine karşı dürüsttürler. Bu, kendine güvendir. Eğer tuhaf bir ilgiler karışımına sahipseniz, birisi ilginizi daha güvenli bir noktada odaklamanız gerektiğini söylese de vazgeçmeyin, bu sizi yeni ve heyecan verici birşeye götürebilir. Riske girin. Eğer bu durum sizi endişelendiriyorsa, kendinize küçük bir güvenlik ağı oluşturun; fakat, size önemli gelen şeyi çiğneyip geçmeyin. Bu çiğneyişi çok ağır ödersiniz çünkü bu, sizin bilimsel eğlence pusulanızı kaybettirir. Bir pusulanız olmadan kaybolabilirsiniz.


Kural 12. Kolayca Hayır Deyin ve Dediğinizi Yapın


Kariyeriniz ilerledikçe, doğal olarak odaklanacaksınız. Kaliteyi elde tutmanın tek yolu budur. Odaklandıkça, hayır demeyi öğrenin. Öncelikler belirleyin. Onlara uyun. Ben hala bu kuralı öğreniyorum (aslında bunu ne kadar yaparsam, talepler ve dikkatte dağılmalar da artıyor, böylece Kural 5’in %100 olabilmesi için, Kural 12’ye asla yeteri kadar sahip olamıyorum).


Kural 13. Mektuplarınızı Açın, Telefonlara Cevap Verin, Masanızı Temiz Tutun

BAŞARININ SIRRI NEDİR.?
Evet, başarının sırrı vardır. Hem de herkesin kolaylıkla görebileceği bir sır. Herkes kolaylıkla görebiliyorsa bu nasıl sır olabilir? Bunun sır olması, ‘ kişiye özel ’ olmasındandır.

Başarı hangi alanda olursa olsun, kim tarafından istenirse istensin birbirini izleyen bir dizi ‘ düşünsel –duygusal-sosyal yoğunlaşma’ halkalarından oluşan bir zincirdir. Hiç unutmamak gerekir ki, ‘bir zincir, en zayıf halkası kadar sağlamdır’. Onun içinde bu beş halkadan oluşan zinciri ayrı ayrı göreceğiz ve bizi başarıya nasıl ulaştıracağını anlayacağız.


Birinci adım: Güçlü bir istekle hedefimize yönelmek.


İkinci adım: Hedefe ulaşmak için gerekli donanımı kullanmak.


Üçüncü adım: Kazandığımız donanımı gereken zaman ve yerde en üst etkinlikte kullanmak.


Dördüncü adım: Ne yaptığımızı, ne yapmadığımızı ölçerek kavramak.


Beşinci adım: Zamanında ve yerinde gerekli düzeltme ve eklemeleri yapabilmek

BAŞARIYA GİDEN YOL
Programlı çalışın verimli öğrenin
Anlamakta güçlük çektiğiniz konu ya da dersleri sabahın erken saatlerine kaydırın. Çalışmaya ne kadar zaman ayıracağınızı tespit edin. Bunu yaparken dersin önemi, anlaşılırlığı ve ağırlığını gözönünde bulundurun


Seyfi adında çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, zekiydi ve başarılıydı. Ama aslında çok daha başarılı olabilecek zeka kapasitesine sahipti. Seyfi"nin gözlemleyebildiğimiz bir hatası vardı. Program yapamamak...


Gerçekten Seyfi"yi çoğu zaman defterlerinin kitaplarının başında bir kağıt kalemle düşünür görürdüm. "Ne o hayrola?" diye sorduğumda "Program yapmaya çalışıyorum" derdi. Onun bu çalışma planı çıkartması saatler alırdı.


Büyük bir ihtimal sizlerde bu kadar olmasa bile zaman zaman benzer bir şekilde düşünmüşsünüzdür. Kendinize "Acaba şimdi ne yapabilirim?" sorusunu sorduğunuz olmuştur. Bu soruyu sormak doğaldır ancak bu soruya takılı kalmak hatadır.


Kararsızlığa dikkat
Çünkü yaptığınız çalışma planı siz böyle bir soru sorduğunuzda bu soruya hemen cevap verecek kapasitede olmalıdır. Çevrenize göz attığınızda hemen farkedeceksiniz; başarılı insanlar belli bir plan ve program dahilinde çalışan disiplinli insanlardır. Bunun aksini düşünmek mümkün değildir.


Hiçbir durum karşısında kararsız kalmayın verilen en kötü karar bile kararsızlıktan daha iyidir. Bu gerçek, "Şimdi ne yapabilirim?" sorusunu sorduğunuzda sizleri aydınlatan bir ışık olmalıdır. Kararsızlık ve ne yapacağını bilememe insanları korkuya, endişeye ve başarısızlığa iter. Şüphesiz hayatımızın her anı güzellikler ve iyiliklerle dolu değildir. Mutlak sorunlarımız ve tabi ki sorumluluklarımız vardır.


Ancak hiçbir şey sonunda bize kazanım sunmayan endişelerle dolu dünyada yok olup gitmemize değmez. Mutlaka her zorluğun bir çıkışı her karanlığın bir aydınlığı vardır. Geleceğe yönelik tamamen muhtemel kötülük ve olumsuzlukları düşünmek, bugünümüzü kendi isteğimizle yok etmemiz akıllı bir davranış değildir.


Endişeye kapılmayın
Endişelenmenin yersizliğini kanıtlamak için en emin yol sizi korkutan endişeye sevkeden nedenleri ortaya koyup, bunlar üzerinde objektif değerlendirmeler yapmaktır. Sonuçta endişe kaynağı olan birçok nedenin boş bir vesveseden ibaret olduğunu farkedersiniz.


Endişe içinde olmak insanın doğru düşünme ve sağlıklı karar verme yeteneğini köreltir. Endişeden kurtulmada inancın hissedilir bir yeri vardır.


Belli bir iradi güç gösterebilen kişi artık programını yapabilir. Çünkü hedefi bellidir. İkinci adım belli program çerçevesinde bu hedefe ulaşmak olmalıdır.


Birçok kişiye program yapmak büyük zaman kaybıymış gibi gelebilir. Program yapma bahanesiyle oyalanmanın dışında bu kesinlikle yanlış bir düşüncedir. Programsız çalışma verimsiz olur, verimsiz çalışmanın sonu da başarısızlıktır. Bu durum beraberinde mutsuzluğu ve organik psikolojik rahatsızlıkları getirir.


Planlanmış programlanmış hayatta dirlik ve düzen vardır, başarı vardır, mutluluk vardır. Etkili ve verimli öğrenmenin temelinde de bu yüzden planlı programlı çalışma yatar.


"Beş N" kuralı diye anılan, neyi, nerede, ne zaman, nasıl, niçin yapacağını bilen bir insanın başarılı olması kadar doğal hiçbirşey yoktur. Bu da ancak gerçekçi bir programla mümkündür.


Program yapın
Program yapmak kimileri için gayet basit bir iş gibi görülebilir. Oysa ben program yapmanın bir sanat olduğuna inanırım. Gerçekten programı yapmak, yapılan programı uygulanabilir kılmak hiç de yabana atılacak beceri değildir. Nitekim bir program uygulanabilirliği ölçüsünde değerlidir.


Herhangi bir dersi çalışmak için oturduğunda sadece 15-20 dakikayla yetinen sonra sıkılıp çalışmayı terkeden birinin saatlerle ifade edilen bir programı uygulaması mümkün değildir. Aksine kendini motive etmiş, inançlı kendine güvenen amacına ulaşmak için attığı ufacık adımların kıymetini bilen gerçek bir mücadele adamı için böylesi bir program yaşanan gerçeğin ta kendisidir.


İşin aslına bakarsanız, programlı çalışma fazla bir efor gerektirmeyen çalışmadır. Plansız programsız saatlerce çalışmaya karşılık neyi, nasıl ve niçin çalışacağını bilen bir kişi öncekinin çok daha azına, daha verimli çalışmalar yapabilir. Planlı çalışma daha kısa zamanda daha verimli çalışmayı ifade eder. Bu başarının iki kelimelik açılımıdır.


Ders çalışma planı yaparken belli bazı özellikleri gözönünde bulundurmalıyız. Birinci nokta, anlamakta güçlük çektiğiniz konu ya da dersleri daha iyi anlamaya yönelik saatler olarak bilinen sabahın erken saatlerine kaydırmak... İkinci öncelikli nokta; çalışmaya ne kadar zaman ayıracağınızdır. Bunda da yine dersin önemi anlaşılırlığı ve ağırlığı gözönünde bulundurulmalıdır. Üçüncü nokta; dersin nasıl çalışılacağıdır. Yazarak, özet çıkararak, okuyarak tekrar ederek, soru çözerek, anlamaya yönelik çalışma, göz gezdirme vs... Tekrar çalışma ve göz gezdirme diğerlerine göre daha az zaman isteyecektir. Ya da aynı zaman diliminde daha fazla yer çalışılmasına fırsat verecektir. Ancak yazarak, özet çıkararak ya da anlamaya yönelik çalışma yöntemleri uzun zaman gerektiren çalışma şekilleridir.


50 dakika ders 10 dakika mola
Şimdi de plan-program nedir ve nasıl yapılır onu öğrenelim...
Programlar günlük, haftalık, aylık, yıllık olarak düzenlenmelidir. (Ajandanız yoksa hemen şimdi bir ajanda alıp programınızı ajanda üzerinde yapınız.)


Öncelikle günlük programınızı yapın. Yapılacak programın daha sağlıklı ve uygulanabilir olması için kendinizi bir hafta kadar gözlemleyerek çalışmaya ayırabilecek boş ya da daha iyi değerlendirilebilecek yarı boş vaktinizi tespit edin. Günlük çalışma, genel programın ilk adımıdır. Günlük yapacağınız işleri, sabah kalkış saatinizden başlamak üzere kahvaltı, okula geliş-gidiş, akşam programı ve yatış olmak üzere bir gündeki aktivitelerinizin hemen hepsini not etmelisiniz.


Ayrıca günün hangi saatinde daha verimlisiniz. (Ki bu genelde sabah saatleridir) Bunu mutlaka belirleyin. Çünkü en zor dersler ve anlaşılması, çözülmesi zor problemler o saatlerde programlanırsa daha verimli ve başarılı olunur.


Günlük programda ölü saatlerin değerlendirilmesine, dinlenmeye ve genel anlamda kendinize de vakit ayırmış olmalısınız. Günlük programınızda neyi, ne zaman, nasıl yapacağınız açıkça ve net bir şekilde görülmelidir. Kendinizi gözlemlerken dikkat edeceğiniz nokta her zamanki gibi doğal olmanızdır. Doğru ve objektif bir plan için bu şarttır.


Öncelikleri belirleyin
Her programda olduğu gibi günlük programda da yapacağınız işlerden öncelik arzedenler olabilir. O vakit yaptığınız programı tekrar gözden geçirip öncelikle o işin üzerine giderek bitirmeniz gerekmektedir. Örneğin o gün matematik dersinde işlenen ikinci dereceden iki bilinmeyenli denklemler konusunu hemen okuyup pekiştirmek istiyorsunuz. Bu takdirde tarih, coğrafa, edebiyat gibi diğer derslere öncelik vermeniz anlamsız olur. Bu önceliği kendi konumuza göre sizler belirleyeceksiniz. Sözkonusu sistem, sınav dönemlerinin öncesinde ve çalışma isteğinize göre değişiklikler gösterebilir.
Herşeyin ötesinde şunu kesinlikle aklınızdan çıkartmayın. Ders başında geçirdiğiniz süre değil, ders çalıştığınız zaman zarfında ondan elde ettiğiniz verim önemlidir. Amacınız verimli ders çalışma olmalıdır. On saat ders çalışıyor gözükmekle, bir saat hakkıyla ders çalışmak arasında dağlar kadar verimlilik farkı vardır. Bunlardan birincisi insanı bıkkınlığa, motivasyon eksikliğine ve sonuçta da dersten soğumaya ve başarısızlığa iterken, diğeri dersi cezbedici görünüme sokar. Bunlardan sonraki çalışmalar için teşvik unsuru olur.


Ders çalışma programınızı hazırlarken "5"e 1 yöntemi" olarak adlandırılan sisteme uymanız, yapacağınız en akıllıca davranış olacaktır. Bu sistem kabaca 50 dakika ders, 10 dakika mola şeklinde ifade edilebilir. 50 dakikalık çalışmanın ilk 40 dakikalık bölümünü ders çalışmaya (Bu sistemle çalışmanın ilk günlerinde eğer 40 dakikalık sürede henüz yeni konsantre olmuş ve çalışma ortamından ayrılmak istemiyorsanız büreyi kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Ancak zamanla sisteme uyarsanız (sistem size değil) daha iyi olur. On dakikalık kısmını da tekrara ayırmalısınız. Tekrarın belli bir uygulama şekli vardır. On dakikanın ilk beş dakikasında sessiz tekrar, ikinci beş dakikasındaysa kitabı kapatıp sesli tekrar yapılmalıdır.


Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, ders çalışma ve dinlemede derse adaptasyondan 35-40 dakika sonra konsantrasyon bozulmaları ve dikkat uçuşmaları başlamaktadır. Bu durum zaman içerisinde konsantrasyonu tamamen bozacak, dersi anlamak zorlaşacak ve sonuç itibarıyla de verimsiz bir ders çalışılmış (!) olacaktır.


5"e 1 kuralını kesinlikle yabana atmayın. Önemsememezlik gibi bir hatay düşmeyin. Çünkü önemi ve geçerliliği olan bir kuraldır. Başarı bu kuralın iyice uygulanmasında yatar. Tekrarlarınızı mutlaka yapın. Öğrenmede tekrar çok önemlidir. Zamanında derslerine çok iyi çalışıp yeterli tekar yapamadıklarından daima performanslarının altında not alan arkadaşlarım olmuştur. Bunların durumuna düşmeniz istemem. Düzenli yapılan her tekrar insanın kendine olan güvenini de artırır. Kendine güvenen ben bu işi yaparım diyen ve yeterince de çalışmış bir kişinin başarılı olmasından daha doğal ne olabilir?
DİKKATİ YOĞUNLAŞTIRMA (KONSANTRASYON)
Konsantrasyon zihnin sürekli elde tutamayacağı bir durumdur. Konsantrasyonu sağlamak için ne kadar uğraşır ve kendinizi ne kadar zorlarsanız yoğunlaşmanız da o kadar zor olacaktır.
Bu yüzden konsantrasyonu geliştirmek için kullanılan yöntemler dolaylıdır. Mesela; zihnin ilgisini çeken dış uyaranları elemek konsantrasyonu kolaylaştırır.

Dikkat bozukluğu size üç mesaj verir:
1. Beyninizi çalışma talimatına uygun kullanmıyorsunuz demektir.
2. Okuduklarınızı doğru şekilde okumuyorsunuz demektir
3. Konsantrasyon eşiğinizi ihlal ediyorsunuz demektir.

KONSANTRASYON BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ?
Herhangi bir durumda dikkatimiz içe yahut dışa dönüktür. Eğer hayal kuruyorsak karşımızdaki manzarayı göremeyiz. Eğer kafamızın içinde kendi kendimizle konuşuyorsak okuduğumuzu da anlayamayız. Şimdi başınızı kaldırın ve çevredeki bir nesneye bakın. O nesneye bakarken ilkokulunuzu ve yaşadığınız şeyleri canlandırın. Gördüğünüz üzere zihnininiz hayale daldıkça nesne de bulanıklaşmaktadır. Çünkü beyin iç görüntüyü de dış görüntüyü de aynı kanal aracılığıyla algılamaktadır. Ders çalışırken dışa dönük dikkate ihtiyaç olduğundan hayal kurduğunuzu veya farklı şeyler düşündüğünüzü fark ettiğiniz anda hemen hayalinizi kesmeli ve “nerede kalmıştık” demelisiniz. Dikkatin ve dolayısıyla konsantrasyonun üzerinde etkili olan psikolojik ve çevresel faktörler vardır. Mesela moral çöküntüsü yaşanılan bir günde dikkati toplamak güç olacaktır.

Dikkati dağıtabilecek faktörler şunlardır:
- Fizyolojik yorgunluk
- Gürültülü ortamlar (TV odası veya başka işlerle uğraşan insanların bulunduğu yerler.)
- Hayal kurmak
- İlgi alanınıza girmeyen veya istemeyerek okunan metinler
- Bir çalışma ortamının dışında yatarak veya uzanarak çalışma
- Kontrolsüz iç konuşmalar
- Yoğun duygusal anılar ve etkisinden henüz çıkılmamış günlük olaylar
- Ana fikri yakalamadan okuma
- Stres

NE YAPMALI ?
- Beynimiz aynı anda iki işi birden yapmakta zorlanır. Ders çalışırken yaşadığınız olayları düşünmeyiniz.
- Kendinizi yorgun hissediyorsanız duş alarak veya uyuyarak beden ve zihninizi dinlendirdikten sonra çalışmaya başlamalısınız.
- Uzun süreli bir konsantrasyon zor sağlanır. Çalışmaya ara vermek, zihnin dinlenmesi için önemlidir. Yorgun zihin dikkatini toparlayamaz. Bu nedenle ara vererek çalışınız.
- Sevmediğiniz dersleri ve konuları okumaya başlamadan önce çevrenizdekilere ve kendinize “bunun ilginç yanı nedir” diye sorunuz.
- Gürültülü ortamlarda ders çalışmayınız. (TV karşısında veya müzik dinleyerek...)
- Kendinize bir çalışma ortamı hazırlayın ve sadece orada çalışınız
- Aynı amaç etrafında toplanacağınız “öğrenme grubu” oluşturarak konsantrasyonunuzu artırınız.
__________________


http://antirutinisler.blogcu.com/

Hep Destek TAM Destek..!!
Jean Dark Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-03-06, 22:55
Yuga®
Bu mesaj silinmiştir. Jean Dark. Neden: alakasız
Eski 09-04-06, 13:48
ademusdi
Bu mesaj silinmiştir. Jean Dark. Neden: konuyla alakasız bunu lütfen ilgili konuda yayınlayalım..
Eski 25-04-06, 09:44   #3
Hemen Dönecek?!!
 
Jean Dark kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 19-06-05
Konum: istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 3,206
İtibar Gücü: 62 Jean Dark daha yeniJean Dark daha yeniJean Dark daha yeniJean Dark daha yeni
tercihlerimizi lütfen dikkatli yapalım arkadaşlar mümkünse yardım alalım birilerinden dershane veya konuya vakıf bir arkadaş olabilir.fikir jimnastiği yaparak tercihleri yapmak daha sağlıklı olacaktır.
__________________


http://antirutinisler.blogcu.com/

Hep Destek TAM Destek..!!
Jean Dark Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-05-06, 11:30   #4
intibak gazisi
 
freundx kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 06-11-05
Konum: istanbul kartal
Yaş: 23
Mesajlar: 3,841
İtibar Gücü: 60 freundx İtibar düzeyini kapadı
Alıntı:
bilge54 tarafından gönderildi

kaygiyi azaltmak icin pratik yontemler
_sinav icin olumlu dusunun sinavi olum kalim savasi haline getirmeyin sinav sonucunda basarisiz olabileceginiz dusuncesi,siz
e yaramayan akilsiz bir kisi olacaginiz yargisini getirmesin sinavda basarili olursaniz,yani tercihlerinizden birini kazanirsaniz b
u sizin yasaminizdaki donum noktalarindan birini geride biraktiginiz anlamina gelmektedir bu sinavda basarili olmanizin sizin te
k ve son amaciniz ve seceneginiz olmadigini kendinize kabul ettirin gercek olanda budur
_sinavdan once zihninizde gecmisteki basarisizliklarinizi degil basarilarinizi vurgulayin kendinize, kendi degeriniz altindaki
deger bicmeyin (ben aptalim,hicbirsey beceremem)diye dusunmeyin sinavda size yardimci olmayacak dusunce bicimlerinden
uzak durun (kazanamazsam mahvolurum basarili olamadigim takdirde hapi yutarim)gibi dusuncelerin hem problemi cozmeye hicbir
katkisi yoktur,hemde kisinin elini ayagini baglayarak gucsuz birakilar
_daha onceki basarisizliklarinizda basarisiz olma sebeplerini arastirin ve onlarin telafi edilmesine calisin bir baska deyisle
ayni sebeplerin yeni bir basarisizliga sebep olmasina izin vermeyin
_sinav ogrencinin ilgi ,yetenek ve calisma aliskanliklariyla kazanmis oldugu (bilgilerin degerlendirilmesidir)bu sebeple sinav basarinizla
kisilik degerinizi es gormeyin sinavlarda uygulanan testler kisilik testi degil bilgi ve basari testidir
sinavda basarili olursaniz bu, sinav icin gerekli olan iyi ogrenmdiginizi,basarisiz olursaniz iyi ogrenmediginizi gosterir
+(sinavi kazanmaliyim veya, mutlaka basarmaliyim, su okula girmeliyim)yerine (mutlaka basaracagim)*su okula girecegim)diye dusunmek daha gercekcidir
(meliyim ,maliyim)seklinde ifadeler dusuceleri istek olmaktan cikartip ,yasa haline getirir bir istegi yerine gelmeyen kisi baska istegine yonelebilir
oysa yasalar kesindir,uyulmamasinin bedeli agirdir bu sebeple isteginizin bir tercih oldugunu bir yasa olmadigini unutmayin
_sinavi kazanmak icin sansiniz cok yuksek bile olsa kendinize baska bi amac dusunun bu amacin hayatiniza neler kazandiracagi uzerinde durun sinavda
basarili olarak esas amaciniza ulasmak birinci tercihinizdir basarili olmadiginiz taktirde yoneleceginiz ise ikinci tercihiniz olacaktirbiz sizin birinci tercihiniz
i gerceklestireceginizi diliyoruz ancak ikinci tercihinize yonelmek zorunda kalmanizda dunyanin sonu degildir eger bu dusunceyi icinize sindirebilirseniz
gayretiniz ve calisma isteyiniz azalmiyacak,ancak elinizi kolunuzu baglacak siddetteki sinav stresinden kurtulmus olacaksiniz en basta soyledigimizi tekrarlarsak
sinav olum kalim konusu olmak durumundan cikicaktir
bilge emeğin ve pylaşımın için teşekkürler
__________________
facebookta grup dikeygecis.org
freundx Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-05-06, 11:09   #5
Üye
 
Giriş Tarihi: 14-11-05
Yaş: 25
Mesajlar: 12
İtibar Gücü: 45 alire Sanal Karizma İstemiyor
yazılarınız için teşekkürler arkadaşlar..bende dersin aşına oturmakta geçmekte epey zorlanıyorum kendi kendime sebepler buluyorum ama geçtikten sonra gerisi geliyor.önerilerinizi bekliyorum...
alire Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-05-06, 11:13   #6
durgun üye :(
 
Giriş Tarihi: 02-08-05
Yaş: 23
Mesajlar: 885
İtibar Gücü: 52 sevim Sanal Karizma İstemiyor
alire gibi bende dersin başına oturamıyorum yorgun olduğum için emeğin için teşekkürler
sevim Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-05-06, 11:16   #7
Kişi sevdiği ile brbrdr.
 
K4rt4l1zM4 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 02-02-06
Konum: İstediğim Yerde
Yaş: 24
Mesajlar: 540
İtibar Gücü: 43 K4rt4l1zM4 Sanal Karizma İstemiyor
bu yazılar okumak isteyen psikoljik bunalıma girer ne uzun yazı ferman gibi
__________________
Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.
M.Kemal ATATÜRK
K4rt4l1zM4 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-05-06, 12:08   #8
Üye
 
karanlık kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 20-08-05
Yaş: 24
Mesajlar: 19
İtibar Gücü: 48 karanlık Sanal Karizma İstemiyor
benimdesevim ve alira arkadaşlarım gibi bir sorunum var
bende bu konuda yardımınızı rica ediyorum
karanlık Çevrimdışı